SİGORTACI JOKER 1 - HOPHOPÇUYU DOZER DEPDİ
- SenBenO

- 7 Eki 2025
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 Oca

Tamamen tesadüfi biçimde bir araya gelerek uluslararası bir sigorta şirketinde özel eğitimlerini tamamlamış olan 3 gencimiz, şirketin Türkiye ofisine gelmek üzere New York'taki gökdelenin dış merdivenlerinden neşeyle uğurlanmıştır:
Anne Amerikalı, baba Türk olan John (tabi ki Can) ABD'de doğup büyümüş, okul basketbol takımının en iyi oyuncusu, uzun boylu, kumral dalgalı saçlarıyla oldukça yakışıklı, neşeli, konuşkan bir tiptir ama Türkçeyi zor konuşmakta, az anlamaktadır. Sosyal bir iş olduğundan sigortacılık yapmaya karar vermiş, baba memleketini tanımak niyetiyle Türkiye'ye gelmektedir.
Korhan, Türkiye’de doğmuş, büyümüş, okumuş, orada burada biraz çalıştıktan daha doğrusu takıldıktan sonra şirkette çalışan dayısının davetiyle New York'a gitmiş, eğlenmeyi, milleti manipüle etmeyi seven, aymaz, tınmaz bir tiptir. Orta boylu, yapılı, esmer yuvarlak yüzlü, çirkince ama oldukça sempatiktir. Epeydir süren ilişkisinde tamam mı, devam mı ikilemindedir.
Erkan, Türkiye’de doğmuş, büyümüş, okumuş, üniversitede kendisine tebelleş olan takıntılı kız arkadaşından kurtulmak için canını New York'ta yüksek lisansa atmış, yarı zamanlı çalıştığı bu şirketten Türkiye ofisi için iş teklifi alınca dönmeye karar vermiş, uzun boylu, narin yapılı, ince yüzlü, yumuşak bakışlı, sessiz, sakin, hayat acemisi bir tiptir. Eski sevgilisinin kendini unuttuğunu ummakta, normal bir ilişki hayal etmektedir.
Kendilerine, isimlerinin baş harfleriyle JOKER adını takan muhteşem üçlü artık Türkiye'dedir.
Hafta başında buluşarak İstanbul'daki ofise giderler. İlk sürpriz, merkezden gelen talimat doğrultusunda 6 ay sahada pratik süreci geçireceklerdir. Bu yüzden üç beyimize ofiste yer bile ayrılmamıştır, birer sandalye bulup bir masaya ilişirler. Tatlı sert, deneyimli bir adam olan şefin hazırladığı program doğrultusunda Türkiye’nin çeşitli yerlerine gidecekler, satış, hasar, risk analizi, ne görev verilirse yapacak, şefe raporlayacaklardır.
Ertesi gün şef bunları gece vakti arar. Şirketin sigortaladığı bir baraj inşaatında iş kazası olduğunu, şantiyeyi arayıp hemen gitmelerini söyler. Sabah erken ücradaki şantiyeye vardıklarında bekçi bunları taş ocağının kenarına, kaza mahalline götürür. Yerde serili gibi duran battaniyeyi kaldırır ki altında, adeta çizgi filmlerdeki gibi tümden ezilmiş, yere yapışmış boylu boyunca bir erkek cesedi vardır. Gözleri yuvalarından uğrayan üç beyimizin içi dışına çıkar, bir anda aygın baygın hale gelirler, bekçi ise hararetle olayı anlatmaktadır:
-Heee, bu garibim daş ocağından gaya daşıyan gamyonlara yol göstericiydi, gel gel, dur dur, hop hop der idi. Gaya yüklü gamyonlar gedince bu da na burda kenarda uyuyuvere, tam o sıra yeni gamyon gele, bu uyur, şöfer görmez, gamyon bunu buracığda depmiş, gıhı bile çığamadan getmiş garibiiiim...
Bu arada gelen savcı ihmal, kasıt var mı diye araştırmakta, çalışma müfettişi alınmış olması gereken önlemleri incelemekte; suratlarına serptikleri onca suya, kolonyaya rağmen şoku atlatamayan JOKER üçlüsü ise bir kenarda yığılıp kalmış, ne yapacağını bilememektedir.
Şefe gönderdikleri raporun başlığı “Hophopçuyu Dozer Depmiş” olur.








Yorumlar